Arama

13 Temmuz 2011 Çarşamba

bulutlar...

senin ne haddine gökyüzüne uzanmak...

7 Temmuz 2011 Perşembe

bir çay içimlik yazı...

çay; bazen, yanan gönlün yangınını dindirendir, bazen en serin ufuklarda yareniyle hemhal olmaktır...

kültürümüzün en oturaklı taşlarından birisidir çay. öyle ki daha küçük yaşlardan itibaren alışmaya başlar insanımız. belki bir özentidir ilk başlarda yetişkinlere. su ekleyerek yarım bardak çaya ve üfleyerek soğutulup çay kaşıklarıyla içirilir küçük çocuklara. çocukluk sonrasında ise bir zevk, bir tutku, bir bağımlılık, bir deşarj yöntemidir. tat alma duyumuz sanki çay ile gelişmiştir. sabah kahvaltısında, öğle arasında, ikindi vaktinde, yorgunluğun akıp gittiği akşam vaktinde çay vazgeçilmezdir; o yoksa noksandır her şey...

dost meclislerinin olmazsa olmazıdır. bir yanda kaynayan çaydanlık bir yanda sevginin tezahürünü sözlerle aksettiren ahbaplar vardır. kimisi köyden bahseder, kimisi şehirden; kimisi aşka dair, kimisi hicrana; kimisi paraya dair, kimisi evladına. herkese dert ortağıdır çaydır, herkese sevgidir. neyi hissediyorsa onu gösteren aynadır insana.

çay teranesidir aşkın.... aşk; semadan toprağa...

1 Haziran 2011 Çarşamba

sevdiğim'e...

sevdiğim; seni tanımayan yok bu şehirde, düş sokağı sakinleri bile tanıyor. ne ayaksın la sen.
sevdiğim; facebook gibisin, sırf vakit kaybı.
sevdiğim; cincır gibisin; ne yana gittiğin belli değil.
sevdiğim; sıkılmış limon gibisin, sobanın üstüne koyarsak iyi esans olur.
sevdiğim; facebook gibisin, seni dondurunca mutlu oluyorum.
sevdiğim; facebook gibisin, ne kadar amelelik varsa sende.
sevdiğim; dedektif gadget gibisin, her yere kolun uzanıyor akıllı ol.
sevdiğim; yarıda kalmış bina gibisin, dışarıdan büyük görünüyorsun ama için çürük.
sevdiğim; sensiz bi film izledim. hacı sensiz daha romantik oluyormuş be.
sevdiğim; bana acımasız diyorlar doğru mu. 10yıl önce küçük bi kediyi sevmiştim hatırlamıyor musun.
sevdiğim; mahallede topumu kesen teyze gibisin.

her insan bir kitaptır...

her insan bir kitaptır. nasıl ki aynı konuda yazılmış yüzlerce eser birbirinden farklıdır, insanlar da öylesine mutlak farklıdır. fizyolojik bir farklılık vardır evvela insanda; her kitabın konusu bir mi? bedeni evirip çeviren bir ruh vardır ki; her yazarın üslubu aynı mıdır? ortamı vardır insanın içinde yeşerdiği; kitaplar okuyucuyla dal budak salmaz mi hayata? insanlar vardır hayatı bin kitaba sığmaz, insanlar vardır bir kitaba değmez. yaşamlar vardır baş ucunda durur, yol gösterir, kaybolduğunda ışık ararsın; kitaplar vardır bunun gibi başucunu aydınlatır. kitaplar vardır ilk sayfada sıkılıp atarsın bir kenara, insanlar vardır benzeri yüzüme bakmadan geçersin. kitaplar vardır eline aldıkça gözlerin ışıldar, insanlar vardır ellerini tutunca ruhuna bin can katar. her insan bir kitaptır okumasını bilene. kimi güzel, kimi kötü bir roman gibi. ama her insan bir kitaptır.